Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gelmeyeceksin!

Gelmeyeceğini biliyorum. Şimdilik. Ama her gelmeyişinde yüreğime saldığım gözyaşlarımı bilseydin bu kadar geciktirir miydin gelişini.? Ya da hiç gelmeyecekmiş gibi hissettirir miydin? Yüreğim böyle derken mantığım gelecek diyor. Böyle tersine çevirebiliyorsun beni 180 derece işte.
Umutlarım kayboluyor sonra. Ben sen gelmeden ölüyorum. Korkmuyorum ölümden çünkü kaybedecek bir şeyim kalmıyor sana dair umutlarımı yok ettikten sonra. Beynime ilk defa lanetler okuyorum. Gelecek diyen o umut kırıntısını saçmaya çalışıyor yine kalbimin etraflarına.

EKSİK....

Şu an kızlar partisindeyim. Niye mi yazıyorum.? Eğlenmene baksana sen değil mi? Ama yok efenim illa b şeyler olacak. O eksiklik hissedilecek. Koşa koşa buraya yazmaya gelinecek değil mi? Evet tam da öyle. Şu an kulağımda müzik çalıyor. Müzik o olacak zaten yazının. Neyse. Şu an beş kişiyiz. Kızlar filan fişman osüper bi ortam. Cidden. Ama hazır herkes telefonlarına sarılmışken ben de bloguma koştum. Çünkü şu an çok eksiğim. Ruhsal olarak. En azından diyorum konuştuğum kişi olsa. Ama ''o kişi'' olsa. Çok çok doldum. Gözlerim dolu dolu. Çünkü ikisinin sevgilisi var. Diğer ikisinin sevdiği ama konuştukları. Ben de istiyorum. Çok. Çünkü bazen bi şey oluyor. Biliyorum sadece ''o'' anlar ama olmuyor yanımda. Yok. Kimse yok. Şu an kalbimde bi ağırlık var ruhsal olarak. Aslında biliyorum çok beklediğimden gelmiyor. Çok şey yaptığımdan belki. İnsan istedikleriyle bir de çok sevdikleriyle imtihan edilirmiş ya benimkisi de öyle işte. Sabır lazım. Çok sabır. Kimden…

Bahar sendromu dedikleri!

Havaların güzelleşmesiyle başlayan o garip his yine başladı içimde. Böyle içimin sıkılma hali, bi garip moral bozuklukları, sebebi yokken yüzümün asılması. Hep bu değişimden kaynaklanıyor biliyorum ama işte durduramıyorum maalesef. 3 gündür sırf geziyorum gibi bir şey. Hazırlık okuduğum için vize derdi yok Allah'tan. İstanbul'u turladık ben ve arkadaşlarım. Bir mekan keşfettim mükemmel bir yer. Özellikle tiramususu harika ve ötesi. Edebiyatçılar kıraathanesi denen mekan tam tatlı aşıkları için resmen. Görünce bile canınız çekiyor yeminle. Vizelerimin olmadığına şükrettim böylece.
Geçen hafta seçimden sonraki pazartesi günü servisin bıraktığı yer olan Kadıköy rıhtımından eve gidicem. Arkamdan biri seslendi. Hişt dedi al senin
senin olsun bu kırmızı gül. Şok oldum mutlu oldum. Dedim ki kendi kendime sanırım İstanbul'un bana ''hoşgeldin'' deme şekli.....

Bu da o gülü alınca dilime takılan şarkı. O yüzden bu yazının şarkısı :)


Ben Geldim A Okur! :)

Ben o penceredeki kadın. Sevdiğinin yolunu gözleyen, filmlerde kim gelmiş diye perdeyi azıcık açıp misafiri kim diye bakan kadın. O yalnız gecelerde pencerenin önüne oturmuş gökyüzünü içine çeken kadın. Uzun yolculuklarda başını cama dayamış hayaller kuran kadın. Dışarıda oynarken çocuklar, dışarı çıkamayıp pencereden o çocukları özenerek izleyen o çocuğum bir de. Ve bir de oturmuş pencerenin önüne kucağındaki deftere bir şeyler karalayan kadın. Ben bunların hepsiyim Ne görüyorsam ve ne hissediyorsam yazmaya geldim.