Ana içeriğe atla

Gelmeyeceksin!

Gelmeyeceğini biliyorum. Şimdilik. Ama her gelmeyişinde yüreğime saldığım gözyaşlarımı bilseydin bu kadar geciktirir miydin gelişini.? Ya da hiç gelmeyecekmiş gibi hissettirir miydin? Yüreğim böyle derken mantığım gelecek diyor. Böyle tersine çevirebiliyorsun beni 180 derece işte.
Umutlarım kayboluyor sonra. Ben sen gelmeden ölüyorum. Korkmuyorum ölümden çünkü kaybedecek bir şeyim kalmıyor sana dair umutlarımı yok ettikten sonra. Beynime ilk defa lanetler okuyorum. Gelecek diyen o umut kırıntısını saçmaya çalışıyor yine kalbimin etraflarına.
Bense gözlerinden aşina olduğum her ruhta arıyorum kendimi,seni. Biliyorum oysa ki sadece göz tatmini oluşturuyor kimisi. Kimisi de arıyor benim gibi. Ve ben senin o gözlerden birinde olduğunu düşünerek her anımı mahvediyorum. Yanıldığımı anlamak uzun sürmüyor. Ve ben yine kalbime salıyorum gözyaşlarımı sessiz usulca. Kalbime hak vermekten başka bir şey kalmıyor elimde. Gelmeyeceğini ,en azından şimdi, kabullenerek yalnızlığın en dipsiz kuyularına salıyorum kendimi. Sarılmıyorum kimseye. Kimse de bana sarılmıyor zaten. Ne kadar acıyorum. Sarılsan geçecek hepsi biliyorum. Ama yoksun işte. Yoksun. Ve var olmanın senin yokluğunda eziyet olduğunu farkettiriyorsun bana. Yaşıyorum. Sadece nefeslerim acı çekiyor. Kalbimde kocaman bir ağırlık. Gözlerime yerleşmeyen gülümsemeler. Kahkahalar. Beni bunlara mahkum edip gidiyorsun. Bana da yaşamak kalıyor. Böyle yaşamak.

***
Yazım hataları veya mantık hataları olabilir. Uzun bir zamandan sonra ilk defa yazıyorum. Affola.

***
Sınavdan geçtiğimi söylemedim değil mi? :D

Link veremiyorum ama siz Nil Karaibrahimgil-İstanbulda şarkısını dinleyin. Bu yazıyı yazarken onu dinledim çünkü.

Çok seviyorum sizi. Kendinize iyi bakın. Öpüverdim :*

Yorumlar

  1. Mantık hatakarını göz ardı etmesem kafama sıkmış olurdum şimdiye on kere.
    Yazın için söylemiyorum bunu, hayata isyanım var be!

    Eline sağlık (:

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. :)

      İsyan etmek işe yaramıyor be Demirbey!

      Sil
  2. Tebrik ederim , geçmişsin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, çok şükür :)

      Sil
    2. Bedensel ölümüm gerçekleşmese de ruhsal ölümüme az kaldığını hissediyorum. :)
      Yaşıyorum deyip geçelim... :)

      Sil
    3. ba ba baa edebiyatta yaparmış :d

      Sil
    4. Sizin kadar olmasa da efem yapıyoruz bir şeyler :))

      Sil
  3. hey buraları çok sevdim ve hoş geldim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hey Mia gelmiş.o.o.o.o.O :D
      hoşgeldinnnnn ben de seni seviyorum ki :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İçinden Çıkılmaz Sorular

"Hep özleyebileceğini düşündüğün biri var mı?"
Bu soruyu bu gece ( sekiz temmuz ikibinonaltı) gecesi Hellotalk diye bir uygulamada tanıştığım ilk ortak noktamız mesleğimiz olan bir arkadaşım sordu. Düşünürken fark ettiğim şey kanımı donduracaktı neredeyse: artık neredeyse hiçbir şey hissetmiyordum. Sanki kalbimi -80 santigrat buzdolabına koymuşlar ve oradan çıkarmayı unutmuşlar gibi. Özlediğimi fark ettiğim çok az insan var. Özleyeceğimi fark ettiğim de...
Böyle olmak güzel geliyor kulağa ilk başta. Hep özendiğim şey diyorsun. Böyle olmam gerekli. Kariyer planları yapıyorsun, iki yıldır sevdiğin adamdan soğuyorsun, birisini "özlediğini" hissetmiyorsun, aşırı bir vurdumduymazlık var çünkü hissedemiyorsun.
Bunlar zehirlenmenin ilk adımları. Dünya bu şekilde çekilebilir geliyor kulağa ama hissetmeden, dünya en çekilmez yere bir anda dönüşüveriyor.
Küçük şeylerden mutlu olmanın, kalbin paramparça olmasına rağmen gözlerin gerçekten gülerken bir fotoğraf çekinmenin, …

Son Mektuptur!

Ah be adam ah!
Evleniyormuşsun. Evleniyormuşsun. Ev-le-ni-yor-muş-sun!
Bilmem kaç defa tekrar etmem gerekecek artık, bilmem kaç defa yüreğim kan ağlayacak. Oysa hiç böyle olmaz sanıyordum senden haber beklediğimde. Hiç böyle yıkılmaz, gözyaşımın bir damlasını bile harcamazmışım gibi geliyordu. Dedim ya haber bekliyordum senden. İçten içe biliyordum böyle bir haber alacaktım. Lakin böylesine bir kalp ağrısı hiç beklemiyordum, böylesine içten içe kavurucu olmasını. Oysa tüm kalbimle sevmiştim birini, gelsen seni ona tercih etmezdim öyle bir sevgi...
Nasıl söndürülür bu ateş, nasıl küllenir bu acı? Kaç defa gözyaşı akıtmak gerekecek ardından, kaç defa?
Sana hiç veda etmemiştim oysa her gelişimden sonra. Belki demiştim belki bir ihtimal aklına bile geliyorumdur... Oysa bu yıl öğrendim vedalar nasıl acıtır, acıdır. Keşke sarılabilseydim bir defa dahi olsa, ellerinden tutsaydım veda ederken...
Şimdi böyle, yine sahipsiz mektuplar yazarak elveda diyorum oysa...
Hoşçakal, Hoşçakal.....…

Yalnızlık düşünceleri...

Sadece o kadar ağlayabildi kadın. Asansörün 1 kat çıktığı zaman kadar çığlıklarını salabildi asansöre. Geri kalanı yasaklı, geri kalanı sadece gözyaşından oluşması gereken sessiz çığlıklardı. Bazen o şehrin kalabalığından bıkıp bir dağ başına da gitmek istemiyor değildi açıkçası. En çok da ağlamak istediği zamanlarda bu isteği bir çığ gibi içinde büyüyor, ruhunu kemiren melun bir vesveseye dönüşüyordu. Lakin arkada bırakması gereken kişilerden bazıları ayrı bir kalp sızısı oluşturacak türdendi. İki arada bir derede kalmaktan nefret ediyordu. Ruhunun bu bitmek bilmeyen sancısı, ince ince kanayan sızısı bitmedikçe kalbiyle beyni savaşmaya devam edecekti. Aslında biliyordu kadın. Ne zaman kalbiyle bir şeye karar verse olaylar sarpa sarıyor, en çözülemez en düğümlü haliyle karşısına tekrar geliyordu. Ne zaman mantığı bir işe olur diyordu, sonrasında kalbini dinlemediği için pişman olmaktan başka yapacak bir işi kalmıyordu. 
Yüzyılları biriktiremiyordu gözlerinde. Ne saklasa ne gizlese ne b…